Virginia Woolf
"Siz duygularınızın kölesisiniz herkes gibi. Ama size hükmeden bu
duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını
bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırıcı
bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem, bazen karanlıkların içinden çıkıp
sizi esir alabilir. Bazen bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz.bazen öfkeyle kamaşır içiniz.
Yitirmenin ne olduğunu biliyorum.
Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor. Yapılan hatalarda değişen hayatı bir kez daha değiştiriyor. Savruluyoruz...
hayata ne ile başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık.
Kaç
kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği
reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda
yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışız.
Hayata neyle başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor.
Gurur ve aptallık.
halbuki her şeyi istemiştik di mi..?"
......
''canım,
yeniden delirmek üzere olduğuma eminim.
o korkunç dönemlerden birine daha göğüs gerebileceğimizi sanmıyorum.
ve bu sefer toparlanamayacağım da...
sesler duymaya başladım.dikkatimi bir şey üzerinde toparlayamıyorum.
ben de yapılabileceklerin en iyisi gibi görünen şeyi yapıyorum.
sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin.
birisi başkası için ne yapabilirse hepsini yaptın.
sanmam ki başka iki kişi bizden mutlu olmuş olsun,bu korkunç hastalık gelene kadar.
artık onunla mücadele edemiyorum.hayatını zehir ettiğimi biliyorum.ben olmasam çalışabilirdin.
ve biliyorum ki çalışacaksın,görüyorsun ya bunu bile doğru dürüst yazamıyorum,okuyamıyorum.
söylemek istediğim şey şu;hayatımın bütün mutluluğunu sana borçluyum.
bana karşı hep sabır gösterdin ve inanılmayacak kadar iyiydin.
bunusöylemek istiyorum,bunu herkes biliyor.
biri beni kurtarabilseydi eğer,o sen olurdun.
senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey benden gitti artık.
hayatını daha fazla zehir edemem.
sanmıyorum ki başka iki kişi bizim olduğumuz kadar mutlu olabilsin.''
......
"bir başka yaşam olmalı diye düşündü, kızgınlıkla yeniden koltuğuna
gömülerek. düşlerde değil; burada ve şimdi. bu odada, yaşayan insanlarla
birlikte. saçları geriye uçuşarak bir uçurumun kıyısında duruyormuş
duygusuna kapıldı; tam o anda elinden kaçırdığı bir şeyi yakalamak
üzereydi. bir başka yaşam olmalı, şimdi, burada, diye yineledi. bu yaşam
çok kısa, çok kırık dökük. hiçbir şey bilmiyoruz, kendimiz hakkında
bile. yalnızca daha yeni başlıyoruz diye düşündü, anlamaya, orasından,
burasından. tıpkı kulağının üstünde rose'un yaptığı gibi, kucağında
ellerini boru gibi yaptı. içleri boş, boru gibi tuttu ellerini; şu anı
içinde kapatmak istediğini duydu; onu orada kalıcı yapmayı; onu daha
doldurmayı geçmişle, şimdiyle, gelecekle, pırıl pırıl, anlayışla
derinleşmiş, bütünlenmiş parlayana dek..."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder