Azgın tartışmacılar da
keşke, diğer söz suçluları gibi ceza görselerdi. Hep öfkenin alıp
götürdüğü bu fikir çarpışmalarında, insanın etmediği kötülük kalmaz.
İlkin fikirlere çatarız, sonra da insanlara…
Tartışmada esas, karşımızdakinin
düşüncesini çürütmek olduğu, herkes çürütüp çürütüldüğü için,
tartışmanın sonunda olan şey, gerçekten büsbütün uzaklaşmaktadır. Onun
için Platon, Devlet’inde akılca ve ruhça zayıf olanlara tartışmayı yasak
etmiştir. Doğru dürüst adım atıp yürümesini bilmeyen bir insanla
gerçeği aramaya çıkmanın anlamı var mı? Aradığımız şeyi bırakıp onu
nasıl bir yoldan arayacağımızı düşünürsek ondan hiç de uzaklaşmış
olmayız.
Tartışma ile neye varılabilir? Biri doğuya gider, biri
batıya; yolda rastladıkları ayrıntılara saplanır ve konudan ayrılırlar.
Bir saat cenkleştikten sonra, neyi aradıklarını bilemez olurlar: Kimi
konunun üstüne çıkmış, kimi altına inmiş, kimi de kenarında kalmıştır.
Kimi bir kelimeye, bir benzerliğe takılır; kimi söylenene kulak bile
vermeden bir şeyi tutturur ve yalnız kendi söylediklerini dinler. Başka
biri de kendine güvenmediği için her şeyden kaçınır, hiçbir fikri kabul
etmez; ta başından her şeyi karıştırır, yahut da söz kızışınca, büsbütün
susar ve bir daha ağzını açmaz; bilgisizliğini küskünlüğünün altında
saklar; mağrur bir küçümseme ya da budalaca bir alçak gönüllülükle
tartışmadan kaçar. Bazısı yalnız saldırmasını bilir, kendini korumak
umurunda değildir. Bazısı da yalnız saldırmasını bilir, kendini korumak
umurunda değildir. Bazısı da yalnız sesinin ve ciğerinin gücüne dayanır.
Bakarsınız birisi tutar kendine karşı dönüverir; başka biri kalkar ön
sözler, yersiz hikayelerle kafa şişirir. Kimi vardır, sıkıştığını
görünce karşısındakini susturup kaçırmak için düpedüz sövüp saymaya
başlar ve Alman kavgası çıkarmaya çalışır. Başka bir türlüsü de vardır,
konuya hiç bakmadan sizi bir sürü mantık çemberiyle, diyalektik
oyunlarıyla kuşatıp boğmaya savaşır.
Bütün toptancı hükümler çürük ve tehlikelidir.
Montaigne, Denemeler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder