Zeka ve Ayrıntı Takıntısı
Bazen bir olayı irdelediğimde kimsenin aklına gelmeyecek yönlerini fark
ettiğimi düşünürüm. Keşfettiğim bu yönleri diğer insanlara anlattığımda
ise garipsenen ben olurdum hep. Daha düz, daha olağan düşünmek birçok
durumda en sağlıklısı olsa gerek; zira farklı olmak, her zaman işe yarar
olmak demek değildir.
Günlük hayatımızda ve insanlarla olan
alışverişlerimizde fazla parlak ve keskin bir zekâ göstermek de doğru
değildir. Derin bir anlayış bizi fazla inceliğe ve fazla meraka götürür.
Zekâmızı olaylara ve dünya işlerine daha elverişli bir hale
getirebilmek için biraz ağırlaştırmak, körleştirmek, onu bu karanlık ve
bayağı hayata uydurmak için karartmak ve bulandırmak lazımdır. Nitekim
gevşek ve alelade zekâlar işleri daha kolaylıkla daha başarıyla
çevirirler. Yüksek ve ince felsefi düşünceler iş görmeye elverişli
değildir. Keskin bir fikir inceliği, kabına sığmayan bir zekâ çevikliği,
işlerimize engel olur. Dünya işlerini daha hoyratça, daha gelişigüzel
yürütmeli ve her zaman talihe büyük bir pay bırakmalıdır. İşleri derin,
inceden inceye düşünüp aydınlatmaya lüzum yoktur.
Michel de Montaigne, Denemeler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder