17 Ekim 2012 Çarşamba

HAKİKAT ÜZERİNE


Zihnin bütün yapabileceği sessiz olmaktır, ama hakikate ulaşma niyeti olmadan. Bu en zor şeylerden biridir, çünkü hakikatin belirli şeyleri yaparak hemen deneyimlenebileceğini sanırız. Hakikat satın alınamaz, tıpkı sevginin satın alınamayacağı gibi. Eğer bunu en başından çok açık bir biçimde anlarsak, o zaman söylediklerim çok farklı ve kesin bir anlam kazanır. Yoksa kendinizle çelişik bir hal içinde olursunuz. Hakikatin, Tanrının ya da kalıcı bir halin olduğunu düşünüyorsunuz, onu istiyorsunuz, bunun için bir disiplin uyguluyorsunuz, çeşitli alıştırmalar yapıyorsunuz, ama hakikat satın alınamaz. Hiçbir ölçüde bağlılık, kendini adama, bilgi ya da erdem onu yaratamaz. Zihin özgür olmalıdır, hiçbir hattı, sınırı, koşullanması olmamalıdır. Bütün açgözlülük duygusu sona ermelidir, ama hakikati almak için değil.
Eğer insan bunu gerçekten anlamışsa, zihnin yaratıcılığının ne kadar olağanüstü bir şey olduğunu görür. O zaman zihni nasıl özgürleştireceğinizi gerçekten anlarsınız, böylece zihin tetikte seyreder, hiç sormaz, aramaz, hiçbir istemde bulunmaz.

Söylediğim gibi bireye konuşuyorum, çünkü kitle değil ancak birey değişebilir, ancak siz kendinizi dönüştürebilirsiniz; bu nedenle bireyin sonsuz ölçüde önemi vardır. Bireyin hiçbir önemi yokmuş gibi gruplar, kitleler, ırklar hakkında konuşmanın moda olduğunu biliyorum, ama her yaratıcı eylemde önemli olan bireydir. Her doğru eylem, her önemli karar, özgürlük arayışı, hakikat sorgulaması ancak anlayan bireyden çıkar. Yalnızca bireye konuşmamım nedeni bu. “Ben ne yapabilirim, birey ne yapabilir?” diye soracaksınız. Çok büyük karışıklıklar, ulusal ve dinsel bölünmeler, sefalet sorunları, açlık, savaş, işsizlik, hızlı bozulma ve parçalanma, bütün bunlar karşısında birey ne yapabilir? Hiçbir şey.



Birey dışarıda dağ gibi duran bu şeylerle başa çıkamaz, ama farklı bir eylem silsilesi yaratacak yeni bir düşünce akımı oluşturabilir. Dünyanın koşullarıyla ilgili hiçbir şey yapamaz, çünkü tarihsel olaylar yabanıl, acımasız, aldırmaz yerlerini almak zorundadır. Ama eğer sorunun bütünü üzerine gerçek anlamda düşünebilen yarım düzine insan varsa, bunlar birlikte farklı bir tutum ve eylem başlatabilirler; bireyin önemli olmasının nedeni işte budur. Ama eğer birey bu büyük karmaşayı, önünde duran parçalanmış devasa dağı düzene koymak isterse, elinden çok az şey gelir; gerçekten de görülebileceği gibi bunlara hiçbir etkisi olmaz; ama içimizden herhangi biri tüm zihin sürecini anlama çabası içinde olan gerçek bir bireyse, o zaman yaratıcı bir varlık, özgür bir insan, koşullanmalardan kurtulmuş, hakikati bir sonuç için değil kendisi için aramaya yetkin biri olur.
Jiddu Krishnamurti

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder