HAKİKAT ÜZERİNE
Zihnin
bütün yapabileceği sessiz olmaktır, ama hakikate ulaşma niyeti olmadan.
Bu en zor şeylerden biridir, çünkü hakikatin belirli şeyleri yaparak
hemen deneyimlenebileceğini sanırız. Hakikat satın alınamaz, tıpkı
sevginin satın alınamayacağı gibi. Eğer bunu en başından çok açık bir
biçimde anlarsak, o zaman söylediklerim çok farklı ve kesin bir anlam
kazanır. Yoksa kendinizle çelişik bir hal içinde olursunuz. Hakikatin,
Tanrının ya da kalıcı bir halin olduğunu düşünüyorsunuz, onu
istiyorsunuz, bunun için bir disiplin uyguluyorsunuz, çeşitli
alıştırmalar yapıyorsunuz, ama hakikat satın alınamaz. Hiçbir ölçüde
bağlılık, kendini adama, bilgi ya da erdem onu yaratamaz. Zihin özgür
olmalıdır, hiçbir hattı, sınırı, koşullanması olmamalıdır. Bütün
açgözlülük duygusu sona ermelidir, ama hakikati almak için değil.
Eğer insan bunu gerçekten anlamışsa, zihnin yaratıcılığının ne kadar olağanüstü bir şey olduğunu görür. O zaman zihni nasıl özgürleştireceğinizi gerçekten anlarsınız, böylece zihin tetikte seyreder, hiç sormaz, aramaz, hiçbir istemde bulunmaz.
Söylediğim
gibi bireye konuşuyorum, çünkü kitle değil ancak birey değişebilir,
ancak siz kendinizi dönüştürebilirsiniz; bu nedenle bireyin sonsuz
ölçüde önemi vardır. Bireyin hiçbir önemi yokmuş gibi gruplar, kitleler,
ırklar hakkında konuşmanın moda olduğunu biliyorum, ama her yaratıcı
eylemde önemli olan bireydir. Her doğru eylem, her önemli karar,
özgürlük arayışı, hakikat sorgulaması ancak anlayan bireyden çıkar.
Yalnızca bireye konuşmamım nedeni bu. “Ben ne yapabilirim, birey ne
yapabilir?” diye soracaksınız. Çok büyük karışıklıklar, ulusal ve dinsel
bölünmeler, sefalet sorunları, açlık, savaş, işsizlik, hızlı bozulma ve
parçalanma, bütün bunlar karşısında birey ne yapabilir? Hiçbir şey.
Birey
dışarıda dağ gibi duran bu şeylerle başa çıkamaz, ama farklı bir eylem
silsilesi yaratacak yeni bir düşünce akımı oluşturabilir. Dünyanın
koşullarıyla ilgili hiçbir şey yapamaz, çünkü tarihsel olaylar yabanıl,
acımasız, aldırmaz yerlerini almak zorundadır. Ama eğer sorunun bütünü
üzerine gerçek anlamda düşünebilen yarım düzine insan varsa, bunlar
birlikte farklı bir tutum ve eylem başlatabilirler; bireyin önemli
olmasının nedeni işte budur. Ama eğer birey bu büyük karmaşayı, önünde duran parçalanmış devasa dağı düzene koymak isterse, elinden çok
az şey gelir; gerçekten de görülebileceği gibi bunlara hiçbir etkisi
olmaz; ama içimizden herhangi biri tüm zihin sürecini anlama çabası
içinde olan gerçek bir bireyse, o zaman yaratıcı bir varlık, özgür bir
insan, koşullanmalardan kurtulmuş, hakikati bir sonuç için değil kendisi
için aramaya yetkin biri olur.
Jiddu Krishnamurti
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder